“ARINMA GÜNÜM” KUTLU OLSUN

Aksi başladığım sabahlardan birisi bugün. Solumdan kalktım desem, mümkün değil. O tarafta sevgilim yatıyor, üzerinden atlayacak değilim ya… Kafamdaki uğultulardan anladığım kadarıyla, başka bir boyutta uyandım. Sol gözümün taa dibinde hissettiğim basıncın ağrısı sol kulağım ve boynumun arka taraflarına kadar yayılıyor. Midemin bulantısı mı daha ağır basıyor yoksa gözümün ağrısı mı ayırt edemiyorum. Yataktan aşağıya sarkan ayaklarım hiç net değil, yoklar sanki. Uzayda yürürcesine atılan beş adım sonunda ulaştığım banyoda gördüğüm kadının, göz kapaklarını kaldırtıp, gözaltı torbalarını aldırması gerektiğini düşünürken aynaya baktığımın farkında bile değilim. Nasıl giyindim –ki giysilerim akşamdan hazır olmasa başaramazdım-, nasıl evden çıkıp asansöre bindim, nasıl servis bekledim bilemiyorum. Gözümü açtığımda şirketin kapısının önündeydik.

Minibüsün kapısı açılıp, buz gibi hava suratımı kaplayınca iyi geldi biraz. Sanki kulaklarımı ve boynumu da sarmalasa daha iyi gelecekti ama yapmadı. Yanımda sevgili arkadaşım Deniz, aylardır rutin olarak sürdürdüğümüz sabah kahvaltımızı yapmak üzere aynı restoranın, aynı masasına oturduk. Artık sipariş bile vermiyoruz. Bizi görür görmez getiriyorlar istediklerimizi. Ben bir parça peynir, kızarmış ekmek, arkadaşım, bir parça peynir ve sade poğaça eşliğinde kahvaltılarımızı ediyoruz. Yanında harika bir çay. Her sabah konuşacak bir konumuz var. Benim susmam zaten mümkün değil. Konuşuyorum konuşmasına ama sol gözümün dibindeki basınç hep kendini hatırlatıyor. En azından bulantım geçmiş. Uğultular azalmış. Hah, gerçek boyuta ulaşmışım demek ki…

Halbuki haftanın ilk üç gününü izin alarak geçirmenin keyfi vardı üzerimde dün öğlene kadar. Bu üç günü kendime “arınma günü” ilan ettim. Evde dip köşede duran, benim bilmediğim ama beni bilip içimi gizliden gizliye daraltanları dışarıya çıkarttım. Bilanço şöyle: aldığımı unutup bir daha aldıklarım, niye aldığımı bile unuttuklarım, bir amaç için alıp, amacı uygulamayı unuttuklarım… Kısacası, ev unuttuklarımla çöp ev kıvamına gelmiş, ben fark etmemişim. Ama şimdi, yapılacaklar sıraya konup gözümün önüne çıkarıldı. Benim kullanmadığım ama başkasının kullanacağını bildiğim eşyalar sahiplerine ulaşmak üzere tasnif edildi. “Arınma Günü” başarıyla tamamlandı.

E-eee, bu sabaha niye böyle başağrısı ile başladım o zaman?…

Fikret Kızılok nedenimi çok güzel tarif etmiş;

İnişlerim çıkışlarım
O kendimden kaçışlarım
Gidişlerim dönüşlerim
İçimdeki sır
O kısır döngülerim
….
Yalanlarım yanlışlarım
O arkamdan bakışlarım
Kendime geç kalışlarım
İçtiğim su

O pusu duruşlarım
Yokuşlarım kalışlarım
Umutlarım kaygılarım
İnançlarım gözyaşlarım
Ben miyim bu şarkıdaki satırlarım

İyi bir haftasonu geçirmenizi diliyorum.

Reklamlar

15 thoughts on ““ARINMA GÜNÜM” KUTLU OLSUN

  1. Friend 15 Mart 2013, 11:06 Reply

    Anlatış tarzını o kadar seviyorum ki. Yüzün, ifaden, konuşma tarzın, düşünüp söyleyemediklerin hepsini görebiliyorum. Ama sadece hayatın bir anı için yazdığın hikayenin devamını okumak istiyorum. Daha fazla yazmalısın, çok daha fazla! Bekliyorum. 🙂

    • ilknurdemircan 15 Mart 2013, 12:31 Reply

      Teşekkürler Friendcim.
      Aldım coşkuyu, yazacağım:)

  2. Ebru Şahin Soytorun 15 Mart 2013, 11:11 Reply

    Her halinizle her modunuz güzeldir sizin ben eminim 🙂 Arınma gününüzü kutluyorum. Dün akşam bende benzer bir tedavi uyguladım meğer ne çok şey varmış beni bekleyen, atıl bekleyen, bizim evden ayrılıp başka çocukları, insanları mutlu etmeyi bekleyen 😉 Harika yazınızı okumak zevkti. Sevgiler:)

    • ilknurdemircan 15 Mart 2013, 12:32 Reply

      Teşekkürler Ebrucuğum.
      Dediğin doğru, bizdeki atıllar bazen başkaları için mutluluk verici ve ihtiyaç karşılayıcı olabiliyor.

  3. arife akyıldız 15 Mart 2013, 11:54 Reply

    Her zamanki gibi çok güzel bir duygu boşalımı. Her okuduğumda, hah işte bende tam bunları demek istiyorum da yazamıyorum dediğim yazılardan biri. Benim 3 ay arınmam lazım. Bana 3 gün yetmez. Kalemine sağlık arkadaşım. Bir gün kitabına ilk imzayı alanlardan biride ben olacağım 🙂 Sevgiler Arife Akyıldız

    • ilknurdemircan 15 Mart 2013, 12:34 Reply

      Güzel sözlerin için teşekkürler Arifeciğim.
      İnan bana da üç ay lazım ama, hiç yoktan iyidir üç gün de… Tavsiye ediyorum:)

  4. Erinç 15 Mart 2013, 12:52 Reply

    İlknurum depreşik hallerini paylaşmayı özledim ama fazla sürmez biliyorum:) bu arada “sevgilim” diyorsun, bence hayatın akışında durum umutsuz değil…….
    Öptüm çok

    • ilknurdemircan 15 Mart 2013, 14:19 Reply

      Erinçciğim, en iyi sen bilirsin inişlerimi-çıkışlarımı:)
      İnsan bakış açısını değiştirince yanındaki aniden sevgiliye dönüşüveriyor öpülen kurbağa misali…
      Ben de öpüyorum.

  5. Hüseyin Savaş TOKCANLI 15 Mart 2013, 19:06 Reply

    Canım benim; tabiki ben daha farklı pencereden bakıyorum yazdıklarına herkes e göre.Kurdugun bütün cümlelerinde ki duygu,düşünce ve coşkularını inan yaşıyorum,yaşatıyorsun da. Bayılıyorum bu dışa vuruş tarzına ve ifadene.

    • ilknurdemircan 18 Mart 2013, 08:44 Reply

      Kardeşcağızım,
      Sanırım cümlelerin içindeki tüm gizleri görmüşsün. İşte kardeşlik böyle bir şey…
      Annem iyi ki seni doğurmuş canım benim:)

  6. Boyoz 16 Mart 2013, 08:32 Reply

    Yağmurlu ama bulutların arasından yüzünü görebildiğimiz güneşli bir İzmir sabahından selam olsun canım arkdaşım.Yazını okumak çok iyi geldi.Söyleyemeyip içime attıklarımın yarattığı mide ağrılarım canımdan bezdirdi ben de bir karar aldım: bundan sonra sıkıldığım şeyleri söyleyeceğim!Söyledim de ama yine üzülen ben oldum.
    Bu duygusallıkla sonum ne olacak bilemiyorum.Ben de mi yazmaya başlasam acaba?
    Not:Sıkıntı iş kaynaklı

    öpüyorum

    • ilknurdemircan 18 Mart 2013, 08:47 Reply

      BOYOZ!
      İşte bu kadar… Yeterli…

      Alınan kararlar insanda ağırlık yapıyor gibi görünse de, “ben sıkılacağıma, karşımdaki ile paylaşıp onu da sıkayım” ilkesini uygulayanların daha huzurlu insanlar olduğundan yola çıkarak kararını değiştirmemeni önerebilirim cancağızım…
      Yazmak gerçekten iyi geliyor. Ama okuma ihtimali olanları düşünüp sansürle yazınca doğallıktan çıkıyorsun. Zorunlu sansür nedeniyle ortalığa çıkaramadığım ne çok yazım var, bir bilsen. Eminim tahmin edebiliyorsundur.

      Ben de öpüyorum çok çok.

  7. Ipek D. 16 Mart 2013, 15:07 Reply

    Canim Ilknur’cugum,

    Arife’den once ben alacagim senin ilk kitabinin bas sayfasina imzani… Seni cok seviyorum ve inanilmaz ozluyorum. Yazdiklarini her okudugumda karsimdaymissin ve direkt bana anlatiyormussun gibi hissediyor, sesini beynimin icinde duyuyorum… Size bir sey anlaticam diye baslayan konusmalarini hevesle dinleyisimi, yasasin Ilknur yine hos, komik, ilginc bir sey anlatacak diye ilk kelimelerinin agzindan dokulmesini merakla bekleyisimi, heyecanli sesini, nefesini ozlemle aniyorum. Canim arkadasim, sen hep yaz, hep konus, anlat… Cunku sen yazinca, sen konusunca, sen anlatinca benim dunyam guzellesiyor…

    • ilknurdemircan 18 Mart 2013, 08:41 Reply

      Canım İpekciğim,

      Diyecek şey bulamadım inan. Sağol, varol…
      İyi ki varsın…
      Ben de seni çok seviyor ve özlüyorum canım benim.

  8. […] çocuklar uyanacak, komşular rahatsız olacak gibime geliyor. 2013 Mart ayında da inişlerimden ve çıkışlarımdan bahsetmişim. En istikrarlı olduğum şey, her yıl Mart ayında istikrarsızlaşmam […]

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: