Aylık arşivler: Ağustos 2013

Niye ki?

İçimde anlamlandıramadığım bir coşku var…

Sanki yarın uzun bir seyahate çıkacakmışım gibi mi? – Yooo, öyle olsa bir de telaş ve stres olurdu coşkunun yanında…
Yoksa doğum günüm mü?- Daha, iki ay önce kutladım…
Bir düğün, parti vb. organizasyonun tarihi mi yaklaşıyor? – Ufukta hiç böyle bir hareket de görünmüyor…

Nedir bu coşkumun nedeni? Niye içim taşıyor? Sanki patlamaya hazır bir şampanya gibi? Bomba değil, çünkü içimdeki coşku bünyesinde keyif de barındırıyor…

Yoksa bu bir coşku değil de hüzün mü?
Burnumun direğinde bir sızlama var mı? – Bilmem?
Yüreğimde bir burukluk? – Sanki?
Midemde bulantı? – Biraz!

Yo, yooo… İçimdeki coşku veya hüzün değil de korku galiba…
Neden?
Kimden?
Niye?

İçim gülüyor, zıplıyor, takla atıyor, dans ediyor. Hiç susmadan konuşuyor, yemek yapıyor, koşuşturuyor.
Sonra içim tüm yaptıklarına son veriyor. Diz çöküp toparladığı bacaklarını kollarıyla sarıyor. Alnını dizlerine yaslayıp yusyuvarlak halde kalbinin tarafına yan yatıyor. Sağ gözünden dökülen yaşlar sol gözünden dökülenlere karışıyor oluk oluk. Gözleri sımsıkı kapalı çağıldayan suyu dinliyor. Niagara’da duyduğu ses kadar güçlü ve ürkütücü. Gücüne duyduğu hayranlık mı yoksa korku mu ağır basıyor anlayamıyor. Taşan suyun sesini dinliyor. Nice sonra, ses azaldığında kollarını gevşetip bacaklarını serbest bırakıyor önce, yavaşça ayağa kalkıyor. Bileklerinin hizasındaki suyun kırmızı rengine şaşırarak bakıyor. Az önce duyduğu o gürültünün sona ermesine şükrederken suyun rengine, ağır ağır azalışına bakıyor.

İçimdekilerin akıp gitmesi iyi geliyor…

…..

İçim bir tuhaf…

%d blogcu bunu beğendi: