Aylık arşivler: Kasım 2014

Gün aydın olsun.

Sabahın erken saatleri. Güneş henüz kendini göstermeye, kuşlar bunu kutlamak için gökyüzünü süslemeye yeni başlamış. Havadaki sonbahar kokusu her yeri çepeçevre sarmalarken, sokağın emektar çöpçüsü bezgin bezgin sokakları süpürüyor. Biliyorum ki aklı 6 ay önce askere giden oğlunda. Servise her sabah ama bilaistisna her sabah geciken, ders çalışmaktan hiç spor yapmadığı leylek gibi koşuşundan belli olan çocuk servise doğru gidiyor. Kedi yavrusundan hallice, tüyleri bile olmayan bir cins köpeği gezdirmek yerine şu an yatakta olmayı bin kere tercih eden kadın, bunu sadece görev olarak yapmanın mutsuzluğu ile bahçenin etrafını dört dönüyor. Otobüse yetişmek için hızlı adımlarla evden çıkan adam bir yandan yürüyüp, bir yandan ceketini düzeltmeye çalışıyor. Evlerin içinde hareketler, mutfaklarda kahvaltı hazırlıkları başlıyor.

Gözüm çapraz apartmandaki balkona takılıyor birden. O evde birisini yaşarken hiç görmediğimi farkediyorum. Evin babası olduğunu zannettiğim kişi hiç hareket etmeden dışarıya doğru bakıyor. Duruşundan baktıklarını görmediğini, sadece kafasının sesini dinlediğini anlamamak imkansız. Hiç kımıldamadan öylece duruyor, duruyor. Az sonra evin annesi olduğunu zannettiğim kişi geliyor yanına, kadın siyah saçlarını tepesinde koca bir topuz yapmış, üzerinde koyu yeşil bir sabahlıkla adamın yanına yanaşıyor. Baktığı yere bakıp bir şey görebilmek ve bir konu açabilmek arzusunda. Adamın kafasındaki sesler o kadar yüksek ki, kadın sesleri susturup kendi sesini duyurabilme cesaretini gösteremiyor. Adam kadına dönüp bir şeyler söylemeye başlıyor. Kadın başı önüne eğik, elleri sabahlığının cebinde, omuzları düşmüş dinliyor adamı. Adam elini kolunu sallayarak konuşmaya başlıyor. Gözlerinin büyümesi ve ağzının açılmasından bağırdığı belli. Kadın yanındaki sandalyeye çöküyor. Aşağıda kalmasıyla adamın ellerini daha çok sallayarak konuşması için fırsat yaratıyor. Sandalyenin ucuna ilişmiş halde yüzünü kapatıyor sonra. Belli ki ağlıyor. Adam bağırıyor. Kadın gözlerini siliyor. Ne kadar sürüyor bu böyle bilemiyorum. Sonra her ikisi de içeriye gidiyor.

Gün tamamen ağırıyor. Gökyüzünün kırmızılığını süsleyen kuşlar öbek öbek uçuyor. Arkalarındaki bulutlar muhteşem bir fon yapıyor onlara. Sokak süpürülmüş, servisler bekliyor, otobüsler kalkıyor. İnsanlar yetişmeye çalışıyorlar bir şeylere, birbirlerini kaçırırcasına…

Gün kimisine aydın, kimisine kapkara.
Gün tüm hızıyla başlıyor…

Gününüz turuncuya boyanmış gökyüzünde uçuşan kuşların keyfince olsun…
Gün… Aydın… Olsun…

Reklamlar
%d blogcu bunu beğendi: